Mali Tablolar Analizi

1. Mali Analiz Kavramı

Muhasebenin tanımı ve fonksiyonları hatırlanacak olursa, analiz etme fonksiyonunun muhasebenin taraflarına bilgi sağlamada önemli bir adımdır. Muhasebeyi bir

işletmenin iktisadi faaliyetlerine ilişkin finansal bilgileri ölçmek ve çeşitli  kişilere bu finansal bilgileri raporlamak gayesiyle kullanılan bir süreç olarak tanımlayacak olursak, tanımın ikinci bölümündeki “raporlama” fonksiyonu sadece özet bir bilgiden ibaret değildir, bu bilgi analiz edilmiş ve yorumlanmış bir bilgidir diyebiliriz.

Muhasebenin taraflarını tekrar etmek gerekirse, bunlar işletme sahip ya da ortakları, yöneticiler, çalışanlar, kredi kuruluşları, devlet, kamu ve potansiyel ortaklar gibi ilgililerdir. Muhasebeye taraf olan bu ilgililer kendi menfaatleri yararına alacakları kararlarda muhasebenin ürettiği bilgilerden yararlanırlar.

İşte bu muhasebe bilgilerinin, işletme hakkında karar verecek ya da verme durumunda olan ilgililer için mali analize tabi tutularak ekonomik kararlarda kullanılabilecek bilgilere dönüştürülebilmesi gerekmektedir.

Mali analiz, analiz tekniklerini muhasebe bilgilerine uygulamak suretiyle bulunacak analiz sonuçlarının işletmenin mali durumunu ve faaliyet sonuçlarını anlamak üzere yorumlanmasıdır.

Muhasebe sürecinde mali analiz yapabilmek için yaygın olarak kullanılan çeşitli analiz türleri vardır; bunların başlıcaları ve en çok kullanılanları şunlardır;

  • Karşılaştırmalı Tablolar Analizi
  • Dikey Analiz
  • Trend Analizi
  • Oran Analizi

2. Mali Tablolar Analizi

Mali Analiz, mali tablolar üzerinde yapılmaktadır. İşletmenin temel mali tabloların bilanço ve gelir tablosudur. Dolayısıyla mali analiz konusu işlenirken bilanço ve gelir tablosunu bir kez daha incelemekte yarar olacaktır.

2.1. Bilanço

Bilanço bir işletmenin belirli bir andaki mali durumunu gösteren bir tablodur. Mali durumundan kasıt; işletmenin sahip olduğu varlıklar ile varlıkların sağlandığı kaynakların parasal büyüklüğüdür.

Bilanço kalemlerinden varlıklar, DÖNEN VARLIKLAR ve DURAN VARLIKLAR olarak sınıflandırılmakta ve her sınıflamada hesap grupları ile bu hesap gruplarında yer alan hesaplar (bilanço kalemlerini) bulunmaktadır. Dolayısıyla bilanço düzenleme de kullanılan bilanço kalemleri ile hesaplar arasında bir ilişki vardır ve bilanço düzenlemeye yarayan bir hesap planı olması gerekir.

Ülkemizde Tekdüzen Muhasebe Sisteminde yer alan Tekdüzen Hesap Planı bilançoda gösterilmesi gereken tüm bilanço kalemlerini kapsamaktadır. Bu hesap planında yer alan hesapların bilanço tarihindeki hesap kalanları ile bilanço düzenlenmektedir.

Dönen Varlıklar

İşletmenin serbestçe harcayacağı eldeki ve bankadaki nakit ile bir yıl içinde paraya çevrilmesi mümkün değerlerin tamamı dönen varlıklar olarak adlandırılır. Dönen varlıklar; hazır değerler, menkul kıymetler, ticari alacaklar, diğer kısa vadeli alacaklar, stoklar, gider ve gelir tahakkukları ile diğer dönen varlıklardan oluşur.

Analizde dönen varlıklar toplamına brüt çalışma sermayesi denir. Brüt çalışma sermayesi, işletmenin peşin alışları, üretim, bakım ve onarım, satışlar gibi günlük işlemlerini yürütmesine ve kısa vadeli borçlarının ödenmesine yarar. Dolayısıyla dönen varlıklar toplamının yeterli büyüklükte ve her bilanço kaleminin yer aldığı bir birleşimde olması gerekir.

Yeterli büyüklükteki ve kalitedeki bir birleşimden oluşan dönen varlıklar ya da brüt çalışma sermayesi, işletme faaliyetlerinin verimli ve kârlı olmasını sağlar.

Miktarca az olan ve birleşimi kalitesiz olan (yani her bilanço kaleminin yer almaması) dönen varlıklar işletme faaliyetlerinin başarıyla yürütülmesine imkan vermeyecektir.

Miktarca fazla olan dönen varlıklarda atıl kalmış olarak değerlendirilir ve varlıkların verimli ve kârlı kullanılmamasına neden olacaktır.

Dönen varlıklar ticari işletmelerde duran varlıklardan fazla olması gerekirken, sanayi işletmelerinde ise az olması normal kabul edilir.

Duran Varlıklar

Bir yıldan daha fazla sürede işletme faaliyetlerinde kullanılacak, hatta bir yıldan önce paraya çevrilmesi düşünülmeyen ya da paraya çevrilmesi mümkün olmayan değerler ise duran varlıklar olarak adlandırılır. Duran varlıklar; uzun vadeli ticari ve diğer alacaklar, mali duran varlıklar, maddi duran varlıklar, maddi olmayan duran varlıklar, özel tükenmeye tabi varlıklar, gelecek yıllara ait giderler ve gelir tahakkukları ile diğer duran varlıklardan oluşur.

Duran varlıkların dönüşümü hemen hemen hiç yoktur; ancak varlıkların verimli kullanılmasına ve kârlılığa etkisi vardır. Yeterli bir maddi duran varlık büyüklüğü müşterilerin taleplerine kısa sürede cevap verebilecek bir kapasiteyi temsil eder. Yine iştirak ya da bağlı ortaklık gibi yapıların duran varlıklar arasında yer alması işletmenin kârlılığı neticesinde başka yatırımlara girdiğini gösterir. Uzun vadeli alacakların büyüklüğü işletmenin kârlı bir alanda ne kadar uzun vade yapabildiğini ifade eder. Ama uzun vadeli alacakların fazlalığı, işletmenin satış kabiliyetindeki yetersizliğinin bir sonucu da olabilir.

Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Bir yıl içinde ödenmesi gereken borçlar kısa vadeli yabancı kaynaklar olarak adlandırılır. Ancak bu borçların dönen varlıklardan karşılanması esastır. İşletmenin mali borçları, ticari borçları, diğer borçları, alınan avansları, ödenecek vergi ve diğer yasal yükümlülükleri, borç ve gider karşılıkları, gelecek aylara ait gelir ve gider tahakkukları ile diğer kısa vadeli yabancı kaynakları kısa vadeli yabancı kaynaklar grubunu oluşturur.

Kısa vadeli yabancı kaynakların toplamı, karşılığı dönen varlıklar grubundan çıkacak nakit veya malları temsil eder. Bu borçların içindeki banka kredileri ile tahvilli borçlar işletmeye ayrıca faiz yükü de getirecektir.

Kısa vadeli yabancı kaynakların uzun vadeli yabancı kaynaklardan az olması beklenir. Böylece işletmedeki borçlanma maliyeti düşük, kısa vadeli borç ödeme kabiliyeti yüksek olacaktır.

Kısa vadeli yabancı kaynaklar işletmenin nakit ihtiyacının karşılanması ya da stokların kredi alınması nedeniyle doğar. Dolayısıyla bu kaynakların dönen varlıklar için harcanması da esastır. Bu kaynakların duran varlıklar için harcanması ise, geriye bir dönüşü getirmeyeceği için kısa vadeli borç ödeme kabiliyetini düşürecektir.

Net çalışma sermayesi, brüt çalışma sermaye durumundaki duran varlıklardan kısa vadeli yabancı kaynakların çıkarılması ile bulunur. Doğal olarak kısa vadeli yabancı kaynakların bir net çalışma sermayesi sağlaması açısından, dönen varlıklardan küçük olması beklenir. Böylece işletmenin günlük faaliyetlerini sürdürebilmesi mümkündür denilebilir.

Net çalışma sermayesi noksanı ise, duran varlıkların kısa vadeli yabancı kaynaklardan az olması durumunda ortaya çıkar. Yani duran varlıklardan kısa vadeli yabancı kaynakların çıkarılmasında bulunan sonuç negatiftir. Bu de işletmenin günlük faaliyetlerini sürdüremeyeceği anlamına gelmektedir.

İşletmenin kısa vadeli borç ödeme kabiliyetinin iyi olması her zaman için bankalardan kredi bulabilmesi ve satıcılardan kredili mal alabilmesi anlamını taşır. İşletmede bir net çalışma sermayesinin bulunması ise varlıkların verimli kullanıldığını ve faaliyetlerin kârlı olduğunu ifade etmektedir.

Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar

İşletmenin bir yıldan daha uzun vadeli borçları uzun vadeli yabancı kaynaklar olarak adlandırılır. Uzun vadeli yabancı kaynakların, işletmedeki duran varlıklardan çıkacak değerlerden karşılanması beklenir. İşletmenin uzun vadeli mali borçları, ticari borçları, diğer borçları, alınan avansları, ödenecek vergi ve diğer yükümlülükleri, borç ve gider karşılıkları, gelecek yıllara ait gelir ve gider tahakkukları ile diğer uzun vadeli yabancı kaynaklarından oluşur.

Uzun vadeli yabancı kaynaklar işletmeden çıkacak nakit ve mal teslimleri ile ödenir. Ancak bu nakit ve mal değerlerinin duran varlıkların yaratacağı katma değerlerden oluşması beklenir. Uzun vadeli banka kredileri ile tahvilleri faiz yükünü de beraberinde getirecektir.

İşletmenin uzun vadeli borçları ödeme kabiliyeti, işletmenin yatırım gücü ve kârlılığı ile ilgilidir.

Kısa ve uzun vadeli yabancı kaynakların toplamının öz kaynaklardan büyük olmaması gerekir. Öz kaynakların küçük olması her şeyden önce işletme mantığına ters düşmektedir; işletmenin toplanan borçlar ile değil sahip ya da ortakların sermayesi ile kurulması beklenir.

Uzun vadeli yabancı kaynaklar öncelikle maddi duran varlıkların finansmanında kullanılmalıdır. Yine de uzun vadeli borçlar ile satın alınan mal ve hizmetlerde olumlu karşılanır. Uzun vadeli olumlu yönü kısa vadede ödenmeyi kendisinden uzun vadede yararlanılacak olmasıdır.

Öz kaynaklar

Öz kaynaklar işletme sermayesi ile dönem kârı ve yedeklerden oluşur. Öz kaynaklar ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri, kâr yedekleri, dönem kârı veya zararı kalemlerinden meydana gelmektedir.

Öz kaynaklar, işletme sahip ya da ortaklarının varlıklar üzerindeki hak sahipliğini gösterir ve faiz gibi finansman yükleri getirmez. Bir işletmede öz kaynakların kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklardan büyük olması en azından eşit olması beklenir. Böylece alacaklıların güvenliği de temin edilmiş olur.

Öz kaynak içinde dönem zararları ile geçmiş yıllar zararları istenmeyen kalemlerdir. Bunların büyüklüğü, o büyüklükte sermayenin yok olması anlamını taşır.

Öz kaynaklar duran varlıkların finansmanı için kullanılır. Ancak dönem kârının karşılığı dönen varlıklar arasında yer alır. Bu durum net çalışma sermayesinin oluşmasına ve kısa vadeli borç ödeme kabiliyetinin artmasına neden olur.

2. 2. Gelir Tablosu

Gelir tablosu işletmenin belirli bir faaliyet dönemindeki faaliyet sonuçlarının gösterildiği mali bir tablodur. Gelir tablosu, işletmenin belirli bir dönemde elde ettiği tüm gelirleri ile bu gelirlerin elde edilmesinde katlandığı tüm maliyet ve giderleri gösterir. İşletmenin elde ettiği dönem net kârı ya da uğradığı dönem net zararı da gelir tablosunda yer alır.

Bilanço belirli bir anı, bir başka deyişle bilanço düzenleme tarihini ifade ederken, o tarihteki bilanço hesaplarının hesap kalanlarını gösterir. Gelir tablosu ise, belirli bir dönemi ifade ederken, o dönemde işlem gören hesaplarının toplamını gösterir. Yani gelir tablosunu oluşturan hesaplar, gelir tablosunun düzenlendiği tarihte hiçbir hesap kalanı vermez.

Bilanço da olduğu gibi gelir tablosunda da Tekdüzen Muhasebe Sisteminde öngörülen Tekdüzen Hesap Planı kullanılır ve gelir tablosu bu hesap planında yer alınan gelir tablosu hesaplarına göre gruplandırılır;

Brüt Satış Kârı veya Zararı

Brüt satış kârı veya zararı, işletmenin esas faaliyet alanı ile ilgilidir ve işletmenin esas faaliyetindeki başarısını gösterir. Brüt satış kârı veya zararında, esas faaliyete ilişkin gelirlerden, bunlar için katlanılan maliyetler indirilir. Ancak daha faaliyet giderleri indirilmemiştir. Brüt satış kârı veya zararı grubunda, brüt satışlar, satış indirimler, net satışlar ve satışların maliyeti yer alır.

Brüt satış kârı veya zararı grubunda zarar oluşumu, yani maliyetlerin gelirlerden büyük olması hali olumsuz olarak değerlendirilir ve istenmeyen bir durumdur.

Faaliyet Kârı veya Zararı

Faaliyet kârı veya zararı, brüt satış kârı veya zararı ile faaliyet giderleri arasındaki farktan doğar ve işletmenin esas faaliyet alındaki net kârını veya zararını gösterir bir sonuçtur. İşletmenin esas faaliyeti alanındaki başarısının ölçülmesi bakımından önemlidir.

Faaliyet kârı veya zararı grubunun olumlu yani kâr çıkması beklenir. Olumsuz bir sonuç olan zarar ise istenmeyen bir durum olarak değerlendirilir.

Olağan Kâr veya Zarar

İşletmenin esas faaliyeti dışındaki faaliyetlerinden elde ettiği gelir ve kârları ya da gider zararlarının eklenmesi ile bulunan sonuç olağan kâr veya  zarar olarak adlandırılır. Olumlu sonuçlar kârı, olumsuz sonuçlar zararı gösterir. Tekdüzen Muhasebe Sistemine göre finansman giderleri, olağan kâr veya zararlardan ayrıca gösterilir; kâr varsa indirilmesi, zarar varsa eklenmesi söz konusudur.

Olağan kâr veya zarar, işletmenin kârlılığını belirlemede önemli bir rol oynar. Özellikle faaliyet zararı varken olağan kârın çıkması ya da faaliyet kârı varken olağan zararın çıkması işletmenin esas faaliyetleri dışındaki faaliyetlerden etkilendiğini gösterir. Faaliyet zararı varken olağan kârı oluşması işletmenin esas faaliyet alanı dışındaki alanlara yöneldiğine, faaliyet kârı varken olağan zararın oluşması ise işletmenin esas faaliyeti dışındaki faaliyetlerinde etkin ve verimli olmadığına işaret eder.

Dönem Kârı veya Zararı

İşletmenin esas faaliyetleri ile esas faaliyetleri dışında oluşabilecek olağandışı gelir ve kârları ile gider ve zararlarından daha önce söz etmiştik. Dönem kârı veya zararı, işletmenin olağan kâr veya zararına, olağandışı gelir ve kârların eklenmesi ya da olağandışı gider ve zararların düşülmesi ile bulunur.

Bu sonuç işletmenin faaliyet döneminin kârlı ya da zararlı olarak kapattığını gösterir. Dönem kârı veya zararı çoğunlukla faaliyet kârı veya zararı ile azınlıkla olağan kâr veya zarardan oluşmalıdır. Olağandışı kâr veya zarar oluşumu normal bir faaliyet döneminde hiç beklenmeyen sonuçlar olduğu için mümkün olduğu kadar küçük olması gerekir.

Dönem kârının faaliyet kârı ya da olağan kârdan oluşması, dönem kârının devamlı olacağını, olağandışı kârdan oluşması ise devamlı olmayacağı anlamına gelir.

Dönem zararının faaliyet zararı ya da olağan zarardan oluşması işletmenin esas faaliyet alanında ya da piyasa şartlarında olumsuz şartlar olduğunu, etkin ve verimli çalışmadığı, keyfi ve kötü yönetildiği gibi anlamlara gelir. Dönem zararının olağandışı zarardan oluşması, arızi olması nedeniyle normal karşılanabilir.

Dönem Net Kârı veya Zararı

Gelir tablosundaki dönem kârı veya zararı, elde edilen kârdan ayrılan vergi ve diğer yasal yükümlülükler karşılığı sonrası net kârı veya zararı gösterir. Kârlı sonuçlardan vergi ayrılırken, zararlı sonuçlardan vergi ayrılmaz. Gelir tablosunun bir sonucunu gösteren dönem net kârı veya zararı aynı zamanda bilançoya aktarılacak dönem net kârı veya zararını da gösterir.

3. Mali Analiz Teknikleri

3. 1. Karşılaştırmalı Mali Tablolar Analizi

İşletmenin birbirini izleyen dönemlerindeki mali tabloların karşılaştırılarak, kalemlerin dönemler arasında gösterdikleri değişmelerin analizine karşılaştırmalı tablolar analizi denir. Mali tablo kalemleri izleyen dönemlerde artış ya da azalış şeklinde değişme göstermektedir.

Karşılaştırmalı mali tablolar analizi işletmenin mali tablolarının dönemler itibariyle değişmelerini analiz edilerek gösterdiği gelişmeyi incelemeyi sağlar. Muhasebenin süreklilik kavramı gereği yıllar itibariyle gösterdiği gelişmenin incelenmesi sadece işletmenin kendi faaliyetleri ile ilgilidir. Diğer işletmeler ile bir karşılaştırma söz konusu olmamaktadır. Dolayısıyla yatay analiz olarak da adlandırılmaktadır.

Karşılaştırmalı Mali Tabloların Hazırlanması

Karşılaştırmalı mali tablolar cari dönemin bilançosunun ve gelir tablosunun bir önceki dönemleriyle karşılaştırılması şeklinde hazırlanır. Karşılaştırmalı mali tablolar analizi için hazırlanacak mali tablolarda ele alınacak dönem kadar sütün bulunur. Bundan başka artış ve azalış içinde sütunlar açılır. Artış ve azalışlar yüzde yöntemine göre hesaplanır.

Örnek

X işletmesinin 1998, 1999 ve 2000 yıllarına ait bilanço kalemlerinden Hazır Değerler, Menkul Kıymetler ve Ticari Alacaklar değerleri aşağıda verilmiştir,buna göre şletmenin Karşılaştırmalı Mali Tablolarını hazırlayınız.

Bilanço Kalemleri            1  9  91  9  9         2   0   08 9             0

Hazır Değerler      1.000     1.500     500

Menkul Kıymetler              0             400         200

Ticari Alacaklar   0             300         600

Böyle bir örnekte öncelikle hangi yıl ile hangi yılın karşılaştırılacağına karar verilmesi gerekir. Örneğimizde yılları birbiriyle karşılaştıracağımız varsayalım; yani 1998 yılını 1999 yılı ile, 1999 yılını da 2000 yılı ile karşılaştıralım.

İkinci olarak karşılaştırılacak yıllar arasındaki değişimler tespit edilir ve artış ya da azalış olarak gösterilir.

Üçüncü olarak bu artış ve azalışlar yüzde olarak hesaplanır. Yüzde cinsinden hesaplanacak farkların bulunmasında şu formül kullanılır;

(m : karşılaştırılan iki yıldan ilkinin tutarı)

Örneği buna göre çözersek;

 500100

Hazır Değerler (1998 – 1999) :       %50 1000

1000100

Hazır Değerler (1999 – 2000) :        %33.33 1500

– 400100

Menkul Kıymetler (1998 – 1999) :         0 0

– 200100

Menkul Kıymetler (1999 – 2000) :    %50

400

300 100

Ticari Alacaklar          (1998 – 1999) :            0

0

300 100

Ticari Alacaklar (1999 – 2000)          :           %100

300

Yaptığımız hesaplamalardan sonra karşılaştırmalı mali tablomuzu hazırlayalım;

A  r  t  ı  ş    v  e  y  a    A  z  a  l  ı  ş

(± Fark)          (± %)

Bilanço Kalemleri            1  9  9     1  9  9     2  0  0     98 – 99 99 – 00 98 – 99 99 – 00

8

9

0

Hazır Değerler

1.000

1.500

500

+500

-1.000

+50

-33.33

Menkul Kıymetler

0

400

200

+400

-200

-50

Ticari Alacaklar

0

300

600

+300

+300

+100

Karşılaştırmalı Mali Tabloların Yorumlanması

Karşılaştırmalı mali tabloların yorumunda, ele alınan bilanço ya da gelir tablosu kalemlerindeki artış ya da azalışlar fark ve yüzde olarak bulunur ve karşılaştırmalı mali tablo hazırlanır. Hazırlanan mali tablonun yorumu, neden ve sonuç ilişkisine dayanmalıdır; bir kalemin artış ya da azalışı ilişkili diğer kalemlere veya işletmenin yönetim ve kararları olabilir. Bu nedenle öncelikle değişme nedenlerinin tespit edilmesi gerekir;

D E Ğ İŞ M E N E D E N L E R İ Nİ N T E S Pİ T E D İL M E Sİ

Karşılaştırmalı bilançolarda önce varlıklar, sonra da kaynaklar incelenir. Varlıklar ve kaynaklardaki gruplar ve bu grupları oluşturan kalemler ele alınır. Bu grupları oluşturan kalemler ve grupların toplamlarındaki değişmelerin nedenleri araştırılır.

Karşılaştırmalı bilançolarda bir kalemin değişmesi gelir tablosu kalemlerine de bağlı olabilir. Dolayısıyla gelir tablosundaki değişmelerinde incelenmesi gerekir.

Bulunan nedenler ile tespit edilen değişmeler karşılaştırılarak değişmeler işletme açısından açıklanmaya çalışılır. Yukarıda örnekte ticari alacaklardaki değişim işletmenin ilk yılda kredili satış yapmaz iken ikinci yılda kredili satışlara ağırlık verdiğini, üçüncü yılda daha artan kredili satışlar nedeniyle Hazır Değerlerin azaldığı gibi bir açıklama yapılabilir.

3. 2. Dikey Analiz

Dikey analiz bir işletmenin bilanço ya da gelir tablosundaki kalemlerin kendi grupları ve genel toplam içerisinde ne kadarlık bir yüzdeye sahip olunduğunun tespiti ile yorumlanmasına denir. Yatay analiz olarak da adlandırılan karşılaştırmalı mali tablolar analizinde mali tabloda seçilen kalemlerin yıllar itibariyle değişimi gözlenirken, dikey analizde bir yıla ait mali tablonun kalemlerinin nasıl bir yüzde dağılımı gösterdikleri gözlenerek bir yoruma ulaşılmaya çalışılır.

Dolayısıyla dikey analizin amacı işletmenin tek bir dönemdeki mali durumunun ve faaliyet sonuçlarının incelenmesidir. Yatay analizde yıllar itibariyle değişimin gözlenmesi dinamik bir analizi oluştururken, dikey analiz bir tek yılın incelenmesi nedeniyle statik analiz olarak adlandırılabilir. Dikey analiz çoğu kez yüzde yönetim ile analiz olarak da ifade edilir.

Bilançolarda Dikey Yüzdelerin Belirlenmesi

Dikey Yüzdelerin belirlenmesinde mali tablo kalemlerinin grup toplamı ya da genel toplamı içindeki yüzdelerin bulunması esastır.

G R U P T O P L A MI N A G Ö R E Dİ K E Y A N A L İZ

Bilanço kalemlerinin grup toplamına göre yüzdelerinin belirlenmesinde şu formül kullanılır;

g : Bilanço kaleminin tutarı G : Kalemin ait olduğu grup tutarı

G E N E L T O P L A MA G Ö R E D İK E Y A N A L İZ

Bilanço kalemlerinin grup toplamına göre yüzdelerinin belirlenmesinde şu formü l kullanılır;

g : Bilanço ya da Gelir Tablosu kaleminin tutarı Y : Bilançoda varlıklar ya da kaynaklar toplamı

Örnek

X İşletmesinin 2000 yılına ait bilançosunun dönen varlıklar kalemleri ile varlıklar tutarları aşağıdaki gibidir; buna göre işletmenin dikey yüzdelerini bulunuz;

V  a  r  l  ı  k  l  a  r             2  0  0  0

I.DÖNEN VARLIKLAR

Hazır Değerler

5.000

Menkul Kıymetler

1.000

Ticari Alacaklar

14.000

DÖNEN VARLIKLAR TOPLAMI

20.000

VARLIKLAR TOPLAMI

50.000

Örnekte verilen bilanço unsurlarının değerlerinin grup ve genel toplam içindeki yüzdelerini formüllere göre hesaplarız;

Grup Toplamı %

Genel Toplam %

Hazır Değerler :

gx100  5000x100

=               = %25 G           20000

gx100  5000x100

=               = %10 Y           50000

Menkul Kıymetler :

gx100  1000x100

=              = %5

G       20000

gx100  1000x100

=               = %2

Y       50000

Ticari Alacaklar :

gx100  14000x100

=               = %70 G         2000

gx100  14000x100

=               = %28 Y         5000

Bulunan yüzde miktarları ile mali tablo düzenlenir;

V  a  r  l  ı  k  l  a  r 2  0  0  0 Grup Toplamı I.DÖNEN VARLIKLAR

Genel Toplam

Hazır Değerler     5.000     %  25

% 10

Menkul Kıymetler              1.000     %    5

%   2

Ticari Alacaklar  14.000   %  70

% 28

DÖNEN VARLIKLAR TOPLAMI      20.000   %100

% 40

VARLIKLAR TOPLAMI               50.000

%100

Gelir Tablosunda Dikey Yüzdeler

Gelir tablosunda dikey yüzdelerin belirlemesinde ise her bir kalemin tutarı Net Satışlar tutarına oranlanarak bulunur. Gelir Tablosunda dikey yüzdelerin bulunmasında Net Satışların tutarı 100 olarak kabul edilmektedir. Buna göre kullanılacak formül ise şöyle gösterilebilir;

g : Gelir Tablosu kaleminin tutarı S: Net Satışlar tutarı

Örnek

X İşletmesinin 2000 yılı Gelir Tablosu aşağıdaki gibidir, Gelir Tablosu kalemlerinin dikey yüzdelerini bulunuz.

K  a  l  e  m  l  e  r

Brüt Satışlar

Satış İndirimleri (-)

500

NET SATIŞLAR

15.000

Satışların Maliyeti (-)

7.500

BRÜT SATIŞ KÂRI

7.500

Faaliyet Giderleri (-)

2.500

FAALİYET KÂRI

5.000

Diğer Faaliyetlerden Olağan Kârlar

1.000

OLAĞAN KÂR

6.000

Verilen gelir tablosu kalemleri ile grupları Net Satışlara oranlanarak yüzdeler hesaplanır;

N e t    S a t ı ş l a r  % gx100 15500x100

Brüt Satışlar :

S

=              = % 103.33

15000

Satış İndirimleri (-) :

gx100 S

500x100

=              = % 3.33

15000

NET SATIŞLAR :

gx100 S

15000x100

=              = % 100

15000

Satışların Maliyeti (-) :

gx100 S

7500x100

=              = % 50

15000

BRÜT SATIŞ KÂRI :

gx100 S

7500x100

=              = % 50

15000

Faaliyet Giderleri (-) :

gx100 S

2500x100

=              = % 16.67

15000

FAALİYET KÂRI :

gx100 S

5000x100

=              = % 33.33

15000

Diğer Faaliyetlerden Olağan Kârlar :

gx100 S

1000x100

=              = % 6.67

15000

OLAĞAN KÂR :

gx100  6000x100

=              = % 40

 

S          15000

Bulunan sonuçlar gelir tablosunda açılacak bir sütuna yerleştirilir;

K  a  l  e  m  l  e  r                              %

Brüt Satışlar103.33

Satış İndirimleri (-)

500

3.33

NET SATIŞLAR

15.000

100.00

Satışların Maliyeti (-)

7.500

50.0

BRÜT SATIŞ KÂRI

7.500

50.0

Faaliyet Giderleri (-)

2.500

16.67

FAALİYET KÂRI

5.000

33.33

Diğer Faaliyetlerden Olağan Kârlar

1.000

6.67

OLAĞAN KÂR

6.000

40.00

Bilançoların Yorumlanması

Dikey yüzdelerle ifade edilmiş bir bilançonun kalemleri, grup ve genel toplam içerisindeki büyüklüklerine, içinde bulunduğu grubun özelliklerine, işletmenin türüne göre yeterli olup olmadığına bakılarak araştırılır. Bir hesap grubu tek başına işletmenin mali durumunu gösteremeyeceği için diğer gruplarla olan ilişkisine göre değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmede üç yapı incelenir;

  • Varlık dağılımının incelenmesi,
  • Kaynak dağılımının incelenmesi,
  • Varlık – Kaynak ilişkisinin incelenmesi.

Varlıkların dağılımında önce grup toplamlarının varlıklar toplamına olan oranı ele alınır. Ticaret işletmelerinde dönen varlıkların yüzdesinin duran varlıkların yüzdesinden fazla olması beklenir. Sanayi işletmelerinde ise duran varlıkların yüzdesinin dönen varlıklar yüzdesinden fazla olması gerekir.

Varlıkların dağılımında ikinci olarak her grubun kendi grup toplamına olan oranları incelenir. Dönen varlıkların satış, borç ödeme ve üretime gönderme açısından gerekli unsurları yeteri kadar içermesi beklenirken, duran varlıkların ise ticaret veya üretim işletmelerinin durumuna göre yeterli kalemlerden oluştuğuna bakılır. Aksi halde atıl değerler ya da yetersiz duran varlıklardan söz edilir. Bu durumda işletmede yetersiz iş hacmi ve düşük kârlılık olacaktır.

Kaynak dağılımında kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar ile öz kaynakların kaynak toplamına olan oranları ele alınır. Öz kaynakların kısa ve uzun vadeli kaynaklar toplamının yüzdesini aşması beklenir. Dolayısıyla en fazla öz kaynakların yüzdesi olması gerekir. Yine uzun vadeli kaynakların kısa vadeli kaynaklardan daha fazla olması gerekir. Bu durumda alacaklıların güven içinde olmasından, işletmenin sahip ya da ortaklarının varlıklar üzerinde daha fazla hak ve söz sahibi olmasından, faiz yükünün fazla olmayacağından söz edilebilir.

Kaynakların dağılımının incelenmesine ikinci olarak öz kaynaklar grubunu oluşturan kalemlerin kendi grup kalemlerine olan oranları ele alınır. Sermaye, dönem net kârı ve yedeklerin oranı incelenir. Dönem net kârı ve yedeklerin varlığı oto finansmanın varlığını yani faiz yükü olmadan kaynak temininin mümkün olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Varlık – Kaynak ilişkisinin incelenmesinde varlıklar ile kaynaklar arasında ilişkiler kurulur. Dönen varlıklar grubunun finansman kaynağı olarak kısa vadeli yabancı kaynaklar gösterilir. Dolayısıyla dönen varlıklar grubunun yüzdesi ile kısa vadeli kaynaklar grubunun yüzdesi karşılaştırılır. Eğer dönen varlıkların yüzdesi kısa vadeli yabancı kaynakların yüzdesinden fazla ise işletmenin net çalışma sermayesinin varlığından ve yüksek borç ödeme kabiliyetinden söz edilir.

Dönen varlıkların yüzdesi kısa vadeli yabancı kaynakların yüzdesinden küçükse, kısa vadeli yabancı kaynakların dönen varlıkları finanse ettikten sonra duran varlıklarında finanse ettiği ortaya çıkar. Bu durumda net çalışma sermayesinin noksanlığından söz edilir. Net çalışma sermayesinin noksanlığı dönen varlıkların kısa vadeli borçları ödemeye yetmediği anlamına gelir.

Varlık – Kaynak ilişkisinin incelenmesinde ikinci olarak duran varlıklar ile öz kaynaklar incelenir. Duran varlıkların finansmanında öz kaynaklar ile uzun vadeli borçların kullanılması esastır. Öz kaynaklar ile uzun vadeli yabancı kaynakların yüzdelerinin toplamının duran varlıkların yüzdesinden büyük olması gerekir. Yani öz kaynaklar ile yabancı kaynaklar toplamı duran varlıkların finansmanına yettiği gibi dönen varlıkların finansmanına da yetmektedir.

Varlık – Kaynak ilişkisinin incelenmesinde üçüncü olarak dönen varlıklar grubu ile kısa vadeli yabancı kaynakları grubunu oluşturan kalemlere bakılır. Dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynaklardan büyük olması yeterli değildir; aynı zamanda nakit ve mal şeklinde ödenecek kısa vadeli borçları, müşteri isteklerini ve üretim kapasitesini karşılayacak çeşitlilikte bilanço kalemlerini de içermesi gerekir.

Gelir Tablosunun Yorumlanması

Gelir tablosu kalemleri, net satış tutarlarının 100 kabul edilmesi esasına göre yüzdelenir. Her kalemin net satışlara oranı, hasılat ve kârlılık açısından incelenir.

Hasılat kalemi 100 rakamına yakın olmalıdır. Yoksa yüksek oranda satış indirimleri söz konusudur.

Bir kâr kalemi kendisinden sonra gelen gider ve zararları karşıladıktan sonra dönem kârına da katkıda bulunabilmelidir. Dönem kârına yapılan katkının büyüklüğü o kâr kaleminin dönem kârı içindeki yeri ve önemini gösterir.

Dönem kârının daha çok esas faaliyet alanındaki kârlardan oluşması beklenir. Dolayısıyla işletmenin sahip ya da ortaklarına kâr dağıtımı yapabilmesi mümkün hale gelir ve işletmede yeterli oto finansmandan söz edilir.

Dönem kârı yüzdeleri başka işletmelerle ya da işletmenin bulunduğu sektör ortalamaları ile karşılaştırılması ile yeni yorumlar elde edilebilir.

3. 3. Trend Analizi

Bir işletmenin aralarında ilişki olan mali tablo kalemlerinin uzun sürede gösterdikleri eğilimleri karşılaştırmak suretiyle yapılan incelemeye trend analizi denir. Böylece işletmenin uzun süredeki başarısı, uygun yatırım kararları alıp almadığı, uygun finansal kaynaklar kullanıp kullanmadığı, varlıklarını verimli ve etkin kullanıp kullanmadığı gibi yorumlar yapılabilir.

Trend analizi, birbirini izleyen 8-10 yıllık bilanço ve gelir tablosuna veya aralarındaki ilişki incelenmek istenen mali tablo kalemlerine uygulanır.

Trend Yüzdelerine Göre Tabloların Hazırlanması

Trend analizi yapılabilmesi için bilanço ve gelir tablosu kalemlerinin ele alınan yıllar itibariyle trend (eğilim yüzdeleri) hesaplanır. Bunun için ele alınan yıllardan işletmenin mali durumu ve faaliyet sonuçları bakımından en normal sayılabilecek yıl baz olarak kabul edilir.

Baz yılın kalemleri 100 kabul edilir ve her kalemin diğer yıllardaki tutarları aynı kalemin baz yıldaki tutarına oranlanır. Bu oranlama işleminde şu formül kullanılır;

N         : Eğilim yüzdesi

t           : Kalemin incelenen yıldaki tutarı T   : Kalemin baz yıldaki tutarı

Eğilim yüzdelerinin hesaplanmasında bilanço ve gelir tablosu için aynı yöntem kullanılır. Baz yılda rakamı olmayan bir kalemin diğer yıllar için eğilim yüzdeleri olamaz.

Örnek

X İşletmesi 1993-1994-1995-1996-1997-1998-1999-2000

Tarihli Bilançoları (1.000.000.-TL)

AKTİF

I.DÖNEN VARLIKL

Hazır Değerler

Menkul Kıymetler

Ticari Alacaklar Stoklar

Diğer Dönen Varlıklar

Toplam

1993

1994

1995

1996

1997

1998

1999

2000

AR

350.000

400.000

450.000

400.000

380.000

360.000

350.000

420.000

20.000

20.000

50.000

50.000

50.000

100.000

100.000

50.000

300.000

350.000

320.000

380.000

450.000

600.000

670.000

750.000

600.000

1.

520.000

650.000

660.000

680.000

700.000

850.000

730.000

0

0

0

0

0

0

0

0

AR

1.

0

0

0

0

0

0

0

0

II. DURAN VARLIKL

…..

…..

…..

AKTİF TOPLAMI

Yukarıdaki bilanço kalemlerinin eğilim yüzdelerinin bulunması için 1993 yılını baz olarak seçelim ve daha önce verdiğimiz formüle göre bilanço kalemlerinin eğilim yüzdelerini bulalım. Örnek olarak 1994 yılının Hazır Değerler tutarının eğilim yüzdesi şöyle bulunacaktır;

N t 100  400000100   80

T          500000

Tüm bilanço kalemlerinin eğilim yüzdeleri bulunduktan sonra trend yüzdeleri ile ifade olunmuş bilançolara ilişkin tabloyu düzenleyebiliriz;

X İşletmesinin Trend Yüzdeleri ile İfade Olunmuş

1993-1994-1995-1996-1997-1998-1999-2000 Tarihli Bilançoları

(1993=100)

AKTİF     1993

I.DÖNEN VARLIKLAR

1994

1995        1996

1997

1998

1999

2000

Hazır Değerler         100

114

129        114

109

103

100

120

Menkul Kıymetler   100

100

250        250

250

500

500

250

Ticari Alacaklar       100

117

107        127

150

200

223

250

Stoklar     100

87

108        110

113

117

142

122

Diğer Dönen Varlıklar                100

100

90          80

120

100

160

200

100

102

116

117

123

138

155

155

AR

100

125

131

140

151

155

174

172

Toplam II. DURAN VARLIKL

…..

…..

…..

AKTİF TOPLAMI

Örnek

X işletmesinin son 8 yıldaki bazı gelir tablosu kalemleri aşağıdaki gibidir;

X İşletmesi 1993-1994-1995-1996-1997-1998-1999-2000

Dönemleri Gelir Tabloları (1.000.000.-TL)

AKTİF    

Brüt Satışlar

Satış İndirimleri (-)  1.000       1.200       1.100       1.300       1.300       1.450       1.500       1.750

Net Satışlar

Satışların Maliyeti

(-)

Brüt Satış Kârı       99.000

Faaliyet Giderleri (-)                19.000

Faaliyet Kârı          80.000     120.300   100.900   103.700   104.700   113.550   158.500   210.250

…..           …             …             …             …             …             …             …             …

…..           …             …             …             …             …             …             …             …

…..           …             …             …             …             …             …             …             …

Yukarıdaki gelir tablosu kalemlerinin eğilim yüzdelerinin bulunması için 1993 yılını baz olarak seçelim ve bilanço örneğinde olduğu gibi eğilim yüzdelerini bulalım. Örnek olarak 1994 yılının Brüt Satışlar tutarının eğilim yüzdesi şöyle bulunacaktır;

N t 100  400000100   =114.2

T          350000

Tüm gelir tablosu kalemlerinin eğilim yüzdeleri bulunduktan sonra trend yüzdeleri ile ifade olunmuş gelir tablolarını, bilanço örneğinde olduğu gibi düzenleyebiliriz;

X İşletmesinin Trend Yüzdeleri ile İfade Olunmuş

1993-1994-1995-1996-1997-1998-1999-2000 Dönemleri Gelir Tabloları

1993

1994

1995

1996

1997

1998

1999

2000

100

114

117

129

140

154

186

200

100

120

110

130

130

145

150

175

100

114

117

129

140

154

186

200

100

104

111

124

140

152

176

168

100

140

132

140

140

160

211

281

100

97

158

184

179

237

263

357

100

150

126

130

131

131

142

263

(1993=100)

AKTİF

Brüt Satışlar

Satış İndirimleri (-) Net Satışlar

Satışların Maliyeti

(-)

Brüt Satış Kârı

Faaliyet Giderleri (-)

Faaliyet Kârı

…..           …             …             …             …             …             …             …             …

…..           …             …             …             …             …             …             …             …

…..           …             …             …             …             …             …             …             …

Trend Yüzdelerine Göre Hazırlanmış Tabloların Yorumu

Kalemlerin eğilimlerinin karşılaştırılmasında, her kalemin gösterdiği eğilimin belirlenerek eğilimler arasındaki farklılıklar ortaya konur.

Eğilim yüzdelerindeki 100’ün altındaki rakamlar azalışı, 100’ün üstündeki rakamlar ise artışı göstermektedir.

Trend analizinde birbiriyle ilişkisi olan kalemlerin belirli bir zaman aralığı içerisinde gösterdikleri eğilimlerin birlikte alınması esastır.

Aralarında ilişki bulunan kalemlerin eğilimlerinin yorumlanmasında;

§ Kalemlerin eğilimleri karşılaştırılır, § Kalemlerin eğilimlerinin etkileşimi araştırılır, § Etkileşim sonuçları belirlenir.

Kalemlerin eğilimlerinin karşılaştırılmasında; ele alınan yıllar içerisinde yüzdelerin artış veya azalışı yönünde en çok ağırlıkta olanı belirlenir. Eğer yüzdeler aynı seyri gösteriyorsa o kalemin eğilimi yok demektir. Kalemler aynı yönde ya da farklı yönde eğilim gösterebilir veya hız bakımından farklılıklar gösterebilir.

Kalemlerin eğilimlerinin etkileşiminin araştırılmasında; ele alınan kalemlerin birbiriyle olan ilişkilerine bakılır. Stoklar ile satışlar, stoklar ile ticari borçlar, ticari alacaklar ile kasa ve banka, üretim işletmelerinde maddi duran varlıklar ile stoklar (veya üretim) ilişkileri en çok kullanılan ilişkilerdir. Bu ilişkiden hareketle bir kalemdeki eğilimin diğer kalemin eğilimine neden ve ne yönde etki ettiği araştırılır. Örneğin stoklardaki azalışlar, satışlarda da azalışa neden olmuş mu? Gibi bağlantılar kurulur.

Etkileşim sonucunun belirlenmesinde; bir kalemin eğiliminin diğer kalem eğilimine olan etki nedenine ve yönüne bakılarak bunun işletmenin bugünkü mali durumu ile faaliyet sonuçları bakımından neyi ifade ettiğinin tespiti ve aynı şartlarda gelecek için bir tahminde bulunulur. Örneğin stoklardaki azalışlar, satışlardaki azalışa neden olmuşsa, brüt satış kârı ne olmuştur? sorusu bize sonucun belirlenmesini sağlayacaktır.

Bulunan neden-sonuç ilişkisi işletmenin lehine ise yorum olumlu, aleyhine ise yorum olumsuz olacaktır.

Aralarında İlişki Bulunan Kalemler

Trend analizi, birbiriyle ilişkili olan kalemlerin eğilimlerinin karşılaştırılması esasına dayanmaktadır. Dolayısıyla birbiriyle ilişkisi olan kalemlerin seçilmesinde birbirini doğrudan doğruya etkileyen kalemler seçilmelidir. Örneğin satışlar kalemi ile kasa veya ticari alacaklar kalemi arasındaki ilişki birbirini etkileyen ilişkiye dayanır. Zira satışlar ya peşin olacak kasa kaleminin artışına neden olacaktır ya da kredili olacak ticari alacaklar kaleminin artışına neden olacaktır.

Trend analizinde en çok kullanılan ilişkili kalemler şöyle sıralanabilir;

  • Stokların eğilimi ile satışların eğilimini karşılaştırma,
  • Ticari alacakların eğilimi ile net satışların eğilimini karşılaştırma,
  • Dönen varlıkların eğilimi ile satışların eğilimini karşılaştırma,
  • Dönen varlıkların eğilimi ile kısa vadeli yabancı kaynakların eğilimini karşılaştırma,
  • Stokların eğilimi ile ticari borçların eğilimini karşılaştırma,
  • Maddi duran varlıkların eğilimi ile satışların eğilimini karşılaştırma,
  • Maddi duran varlıkların eğilimi ile öz kaynakların eğilimini karşılaştırma,
  • Yabancı kaynakların eğilimi ile öz kaynakların eğilimini karşılaştırma,
  • Net satışların eğilimi ile satışların maliyetinin eğilimini karşılaştırma,
  • Brüt satışların eğilimi ile net satışların eğilimini karşılaştırma,
  • Brüt satış kârının eğilimi ile faaliyet giderlerinin eğilimini karşılaştırma.

3. 4. Oran Analizi

Bir işletmenin bir döneme ait mali tablolarında yer alan kalemler arasında matematiksel ilişki kurularak bulunan oranların incelenmesiyle yapılan analize oran analizi denir.

Oran analizi, diğer analiz tekniklerinden farklı olarak, mali tabloların bütününe uygulanmakta ve mali tabloların bünyesinde gizli bulunan kalemler arası ilişkilerin ortaya çıkarılmasını sağlamakta ve mali tabloların daha kolay ve daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır.

Oran analizinin en büyük özelliği incelenmek istene bir tek konuda bile uygulanabilir olmasındadır.

Oran analizinin amacı, işletmenin borç ödeme gücünü, varlıkların verimliliğini, yabancı kaynak kullanımını ve kârlılığını ölçmektir.

Uygulamada en çok kullanılan oran analizleri şunlardır;

  • Likitide Oranları,
  • Mali Oranlar, § Faaliyet Oranları, § Kârlılık Oranları.

Likitide Oranları

Likitide oranları, işletmenin kısa vadeli borç ödeme gücünü ölçmeye yarar. Bunun için dönen varlıkların toplamları ya da kalemleri ile kısa vadeli yabancı kaynaklar arasında çeşitli ilişkiler kurulur;

  • Cari Oran,
  • Asit-test Oranı,
  • Hazır Değerler Oranı,
  • Stokların Net Çalışma Sermayesine Oranı.

C A R İ O R A N

Cari oran, dönen varlıklar ile kısa vadeli yabancı kaynaklar arasındaki ilişkiyi gösterir. Başka bir deyişle, cari oran, işletmenin her bir liralık kısa vadeli borcuna karşılık kaç liralık dönen varlığı olduğunu göstermektedir.

Cari oran, dönen varlıklar toplamı kısa vadeli yabancı kaynaklar toplamına oranlanarak hesaplanır;

DV       : Dönen Varlıklar

KVYK : Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Enflasyon ortamında fiyat yükselmeleri ve dönen varlıkların değer kaybetmesi ihtimalleri dikkat e alınarak cari oranın 2/1 olması genel kabul görmüştür.

Cari oranın 2/1’den büyük olması işletmenin ihtiyacından fazla dönen varlığa sahi p olduğunu, oranın bundan biraz küçük olması net çalışma sermayesinin yetersi z olduğunu gösterir.

A Sİ T -T E S T O R A N I

Asit Test Oranı, işletmenin her bir liralık kısa vadeli borcuna karşılık, stoklar hari ç olmak üzere, kaç liralık borcu olduğunu gösterir.

DV       : Dönen Varlıklar

KVYK : Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Asit Test Oranının 1/1 olması genel kabul görmüştür.

1/1 ve 1/1’in üzerindeki oranlar işletmenin kısa vadeli borç ödeme gücünün iyi, 1/1’in altındaki oranlar işletmenin kısa vadeli borç ödeme gücünün zayıf olduğunu gösterir.

H A Z IR D E Ğ E R L E R O R A N I

Hazır Değerler Oranı, işletmenin her bir liralık kısa vadeli borcuna karşılık elinde kaç liralık nakit ve nakit benzeri değer bulunduğunu gösterir.

HD      : Hazır Değerler Oranı

KVYK : Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Hazır Değerler Oranının 1/1 olması genel kabul görmüştür.

1/1’in üzerindeki oranlar işletmenin borç ödeme gücünü gösterirken aynı zamand a paranın çalıştırılmadığı anlamına da gelir. 1/1’in altındaki oranlar ise yine borç ödem e gücünü gösterirken, yapılacak yorumun satışların iyi olup olmamasına ve alacakları n tahsil kaabiletine göre olumlu veya olumsuz olması öngörülür.

Oranın çok düşük çıkması işletmenin likit sıkıntısı çektiği anlamına da gelmektedir.

S T O K L A R IN N E T Ç A L IŞ MA S E R M A Y E S İ N E O R A N I

Net Çalışma Sermayesi, dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynakalrı aşan kısmıdı r ve işletmenin günlük faaliyetlerini sürdürmeye yarar.

Stokların Net Çalışma Sermayesine Oranı, stoklar ile net çalışma sermayesi arasındak i ilişkiyi gösterir. Bu ilişki stokların net çalışma sermayesi içinde işgal ettiği ye r bakımından kurulur ve şu şekilde hesaplanır;

NÇS     : Net Çalışma Sermayesi

Net Çalışma Sermayesi dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynakları aşan kısmı olmakla zaten işletmenin kısa vadeli borç ödeme gücüne sahip olduğunun bir göstergesi durumundadır. Bu arada bulunacak oran, stokların net çalışma sermayesinin yüzde kaçını oluşturduğu gösterir.

Oranın yüksek çıkması net çalışma sermayesinin büyük bir kısmının stoklara bağlı olduğunu, düşük çıkması net çalışma sermayesinin içinde stokların az ve başka dönen varlık kalemlerinin daha çok bulunduğunu ifade eder.

Net çalışma sermayesinin aşırı derecede stoklara bağlanmış olması, işletmenin peşin alışlar yapmasını ve eğer üretim işletmesi ise işçi ücretlerini ödemesini güçleştireceği gibi, satışların yavaşlaması durumunda döen varlıkların likit yapısının zayıflayacağı ve bu nedenle asit-test oranı ile hazır değerler oranını düşüreceği açıktır.

Bu oranın çok düşük çıkması, stok tedarikinin güçleştiği piyasa koşullarında, üretim ve satışlardaki yavaşlamanın, kârla aktife girecek değerleri azaltarak dönen varlıkların kısa vadeli borçlar karşısında her geçen gün zayıflamasına neden olabileceği anlamına gelebilir.

Mali Oranlar

Mali oranlar, işletmenin finansmanında yabancı kaynaklardan yararlanma derecesini ölçmeye yarar. Mali oranlar ile işletme borçlarının mali yapı içerisindeki yeri ve bu mali yapının getirdiği sonuçlar araştırılır. Bu amaçla yabancı kaynakların öz kaynaklar karşısındaki durumu ile maddi duran varlıkların finansmanında kullanışları ve borçlanma giderlerinin dönem kârıyla karşılanışı ele alınır.

Mali oran analizinde kullanılan oranlar şunlardır;

  • Borçların Öz kaynaklara Oranı,
  • Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların Öz kaynaklara Oranı, § Maddi Duran Varlıkların Öz kaynaklara Oranı, § Finansman Giderlerini Karşılama Oranı.

B O R Ç L A R I N Ö Z K A Y N A K L A RA O R A N I

Borçların Öz Kaynaklara Oranı, işletmenin öz kaynaklarının yüzde kaçı kadar yabancı kaynaktan yararlanıldığını gösterir. Bir başka deyişle, öz kaynakların işletmenin boçları için bir güvence oluşturup oluşturmadığını ifade eder.

Borçların Öz Kayanklara Oranı, işletmenin uzun ve kısa vadeli borçlarının toplamının öz kaynaklara bölünüp yüzle çarpılması ile bulunur;

KVYK : Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

UVYK : Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar

Bu oranın %100 ve bunun altında olması beklenir.

%100 ve %100’ün altındaki oranlar, işletmenin öz kaynaklarının toplam borçlarını karşılayacak büyüklükte olduğunu ve bu nedenle de alacaklıların güvence içinde bulunduğunu gösterir. %100’ün üzerindeki oranlar, alacaklıların işletmenin varlıkları üzerinde ortaklarından daha fazla söz sahibi olduğunu gösterir ve bu durum alacaklıların güvence içinde olmamasına hatta işletmeye yeni kredi vereceklerin güvence istemesine (ipotek, teminat ya da rehin gibi), borçlanma maliyetleri ile faiz giderlerinin artmasına neden olacaktır.

KI SA V A D E L İ Y A B A N CI K A Y N A KL A R IN Ö Z K A Y N A K L AR A O RA N I

Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların Öz Kaynaklara Oranı, işletmenin öz kaynaklarının yüzde kaşı kadar kısa vadeli borcu olduğunu gösterir.

Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların Öz Kaynaklara Oranı, kısa vadeli yabancı

kaynakların öz kaynaklara bölünerek yüzle çarpılması ile bulunur;

KVYK

Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların Öz Kaynaklara Oran =   100

Özkaynaklar

KVYK : Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların Öz Kaynaklara Oranı, özellikle üretim işletmeleri için %35 dolaylarında olmalıdır.

Oranın düşük olması, işletmenin öz kaynaklarla ve/veya uzun vadeli borçlarla çalıştığını gösterir ve güçlü bir mali yapıyı ifade eder. Oranın yüksek olması, uzun vadeli yatırımlarda kısa vadeli yabancı kaynakların kullanıldığını ya da işletmenin öz kaynaklarının yetersizliğini ve bu nedenle süreki kısa vadeli yabancı kaynak kullanımına gittiğini gösterir.

M A D Dİ D U R A N V A R LI KLA R IN Ö Z K A Y N A K LA R A O R A N I

Maddi Duran Varlıkların Öz Kaynaklara Oranı, maddi duran varlıkların öz kaynakların yüzde kaçı büyüklüğünde olduğunu gösterir. Bir başka deyişle oran, öz kaynakların maddi duran varlıkların finansmanına yetip yetmediğini, dolayısıyla maddi duran varlıkların finansmanında yabancı kaynak kullanılıp kullanılmadığı ifade eder.

Maddi Duran Varlıkların Öz Kaynaklara Oranı, maddi duran varlıklar öz kaynaklara bölünüp, 100 ile çarpılarak bulunur;

MDV

Maddi Duran Varlıkların Öz Kaynaklara Oranı =    100

Özkaynaklar

MDV   : Maddi Duran Varlıklar

Oranın %100’ün altında olması, öz kaynakların maddi duran varlıkların finansmanına yettiğin i gösterir. Oranın %100’ün altında olması, öz kaynakların maddi duran varlıkarın finansmanın a yetmediğini gösterir ki, bu durumda yetersiz öz kaynaklardan söz edilir, yani işletme yabanc ı kaynak kullanmak zorunda kalmıştır. Eğer kullanılan kaynak uzun vadeli ise uygun olara k yorumlanır.

Fİ NA N S M A N G İD E R L E R İ Nİ K A R ŞI L A MA O R A NI

Finansman Giderlerini Karşılama Oranı, işletmenin finansman giderlerinin kaç kat ı dönem kârı elde ettiğini gösterir. Bu amaçla dönem kârı finansman giderleriyl e toplanıp finansman giderlerine bölünür;

DönemKârıFG

Finansman Giderlerini Karşılama Oranı =

FG

FG       : Finansman Giderleri

Finansman Giderlerini Karşılama Oranı, finansman giderlerinin (elde edilen dönem kârı ile) kaç defa kazanıldığı şeklinde yorumlanır. Oran ne kadar büyük çıkarsa alacaklıların faiz garantisinin ve işletmenin finansal gücünün o oranda iyi olduğunu gösterir. Oranın düşük olması alacaklılar için risk ve işletmenin finansal gücünün zayıf olması anlamına gelir.

Faaliyet Oranları

Faaliyet oranları, işletme varlıklarının verimli kullanılıp kullanılmadığı ölçmeye yarar. Bu amaçla varlıklar toplamı veya varlık kalemleri ile satışlar arasında ilişkiler kurulur.

Kurulan ilişkilerden şu faaliyet oranları ortaya çıkmaktadır;

 

  • Ortalama Tahsilat Dönemi Oranı,
  • Alacakların Devir Hızı Oranı,
  • Stok Devir Hızı Oranı,
  • Nakit Devir Hızı Oranı,
  • Dönen Varlıkların Devir Hızı Oranı, § Maddi Duran Varlıkların Devir Hızı Oranı, § Aktif Devir Hızı Oranı.

O R T AL A M A T A H Sİ L AT D Ö N E M İ O RA N I

Ortalama Tahsilat Dönemi Oranı, ticari alacaklar ile satışlar arasındaki ilişkiden doğar. Bunun için ticari alacaklar dönemin günlük satışlarına bölünür. Günlük satışlar ise kredili satışlar toplamının 360 güne bölünmesi ile bulunabilir. (İşletme dönem içinde

Ortalama Tahsilat Dönemi Oranı gün olarak bulunur. Bu gün sayısı işletmenin kredili satışlarında müşterisine tanıdığı vadeyi ifade eder. Üretim işletmeleri için bu sayının 30 gün olması uygun görülmektedir.

Ortalama Tahsilat Dönemi Oranının küçük çıkması, işletmeye ait fonların kısa süre için satışlara bağlanmış olması açısından iyi olarak yorumlanır. Burada dikkat edilecek hususun, müşterilere tanınan vadenin satıcılardan sağlanan vadeyi aşmamasıdır. Yoksa işletmede likit sıkıntısı ya da kredi kullanımı gündeme gelir.

AL A C A K LA R IN D E V İ R H I Z I O R A N I

Ticari alacaklar ile net satışların birbirine oranı alacakların devir hızını verir. Bu nedenle bir dönemin net satışlarının o dönemin ortalama alacaklarına bölünmesi gerekir. Ortalama alacaklar dönembaşı alacaklar ile dönemsonu alacaklarının

DSTA : Dönemsonu Ticari Alacaklar

NetS     : Net Satışlar

Alacakların Devir Hızı Oranı “defa” olarak ifade edilir. Bu da ticari alacakların bir hesap döneminde kaç defa tahsil edildiğini gösterir.

Alacakların Devir Hızı Oranının yüksek çıkması, ticari alacakların kısa sürede ve kolaylıkla tahsil edilerek fonların aynı dönemde tekrar işletmeye döndüğünü gösterir.

 

Oranın düşük çıkması, ticari alacakların uzun sürede tahsil edilebildiğini ya da alacakların tahsil kabiliyetinin zayıf olabileceğini göstermektedir.

S T O K D E V İR H I Z I O R A N I

Stok Devir Hızı Oranı, bir dönemin stoklarının net satışlara oranı stok devir hızı oranını verir. Ortalama stokların bulunması için dönembaşı stoklar ile dönemsonu stoklar toplamının ikiye bölünmesi gerekir;

NetS     : Net Satışlar

Stok Devir Hızı Oranı, stokların bir dönemde kaç defa satışa konu olduğunu gösterir.

Stok Devir Hızı Oranının yüksek olması, işletmenin mallarının stokta beklemede n hemen satıldığı, düşük olması malların stokta çok beklediği anlamına gelir. Ancak sto k eksikliğinin stok devir hızının yüksek çıkmasına neden olabileceği göz önün e alınmalıdır.

N A K İT D E V İ R H I Z I O R A N I

Nakit Devir Hızı Oranı, işletmenin parasal ve paraya çevrilebilir kıymetlerinin bi r dönem içindeki devir hızını ölçer.

NetS     : Net Satışlar

OrtalamaHD  : Ortalama Hazır Değerler (Parasal Değerler + Paraya Çevrilebilecek Değerler)

Bu oran işletmede bulundurulması gerekli nakit miktarını belirler, ancak bu konuda belirli bi r standart yoktur. Bu nedenle aynı sektördeki işletmelerle ve geçmiş yıllarla karşılaştırılarak bi r yoruma ve sonuca gidilmeye çalışılır.

D Ö N E N V A R L I KL A R IN D E V İ R H I ZI O R A N I

Dönen Varlıkların Devir Hızı Oranı, dönen varlıkların ne derece satışlara bağl ı olduğunu gösterir.

NetS     : NetS OrtalamaDV    : Ortalama Dönen Varlıklar

Oranın yüksek çıkması, dönen varlıkların net satış gelirlerinden elde edildiği, düşük çıkması halinde de dönen varlıkların net satış gelirleri dışındaki gelirlerden el edildiği şeklinde yorumlanır.

Bir işletme için beklenen dönen varlıkların sermaye dışında, net satışlardan elde edilmesidir. Böylece işletme faaliyetinin olumlu olarak sürdürüldüğü ortaya çıkar.

M A D Dİ D U R A N V A R LI KLA R IN D E V İ R H I Z I O RA N I

Maddi Duran Varlıkların Devir Hızı Oranı, maddi duran varlıkların kullanılmalarındaki etkinliği ölçer.

NetS

Maddi Duran Varlıkların Devir Hızı Oranı =

OrtalamaMDV

NetS     : Net Satışlar

OrtalamaMDV           : Ortalama Maddi Duran Varlıklar

Maddi Duran Varlıkların Devir Hızı Oranı, üretim işletmelerinde kapasite kullanılmasını d a gösterir. Oranın yüksek çıkması duran varlıkların etkin kullanıldığı ve yüksek kapasite ile üreti m yapılarak satış geliri elde edildiğini gösterir. Oranın düşük çıkması ise duran varlıkların veriml i ya da kapasitenin altında kullanıldığı şeklinde yorumlanır, bir başka deyişle işletme madd i duran varlıklarına ya gereksiz yatırımlar yapmıştır, ya da yapılan yatırımın karşılığın ı alamamaktadır.

Ticari işletmelerde satışlar büyük oranda maddi duran varlıklara bağlı değildir; b u nedenle bu oranın yorumlanmasında aynı esktördeki işletmelerle bir karşılaştırm a yapılması uygun olur.

A KT İ F D E V İ R H I ZI O R A N I

Aktif Devir Hızı Oranı işletmenin aktiflerinin kullanımındaki verimliliği ölçmektedir.

NetS     : Net Satışlar OrtalamaV       : Ortalama Varlıklar (Aktif) Toplamı

Üretim işletmelerinde bu oranın 2 ile 4 arasında olması uygun görülür. Oranın ticari işletmelerde daha yüksek olması beklenir.

Standartlara göre bu oranın düşük olması, işletmede atıl kapasite bulunduğunu gösterir. Bir başka deyişle işletme ya gereksiz yatırımlar yapmış ya da yapılan yatırımlardan gerekli verimi alamaktadır.

Duran varlıkları aktif içinde büyük olan işletmelerde (örneğin özel okul, otel işletmeleri gibi) aktif hızı düşüktür. Duran varlıkları aktif içinde az olan işletmelerde (örneğin ticari işletmelerde) bu oran yüksektir.

Kârlılık Oranları

Kârlılık oranları, işletmenin faaliyetleri sonucunda ölçülü ve yeterli bir kâr elde edip etmediğini ölçmeye yarar. Kâr ile kaynaklar ve kâr ile satışlar arasında ilişki kurularak ortaya çıkarılan kârlılık oranları şunlardır;

§ Kaynakların Kârlılık Oranları, § Satışların Kârlılık Oranları.

K A Y N A KL A R IN K Â RL IL IK O R A N L A RI

Kaynakların Kârlılık Oranlarında, kâr ile kaynaklar arasında ilişki kurularak öz kaynakların ve uzun vadeli yabancı kaynakların verimli kullanılıp kullanılmadığı belirlenir. Kaynakların Kârlılığı Oranlarında iki oran ele alınır;

§ Sermayenin Amortismanı Oranı, § Öz kaynakların Amortismanı Oranı.

Sermayenin Amortismanı

Oranı

Sermayenin Amortismanı Oranı, genel olarak uzun vadeli kaynaklar ile bu kaynakların giderlerinin özkaynakları ve dönem kârını nasıl etkilediğini ortaya koyar. Oran her ne kadar sermaye adını taşısada buradaki sermaye, özkaynaklar değil, işletmenin toplam kaynaklarına ilişkin bir işlemi göstermektedir.

DönemKârıUVBG

Sermayenin Amortismanı Oranı =     100

Özkaynaklar UVYK

UVBG : Uzun Vadeli Borçlanma Giderleri

UVYK : Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklar

Oranın büyüklüğü işletmenin uzun vadeli kaynaklarının etkin ve verimli kullanıldığını gösterir, hatta işletme bu uzun vadeli kaynaklardan en çok verimi elde etmiştir denilebilir. Oranın düşük çıkması ise işletmenin bu tür uzun vadeli kaynaklardan verimli bir şekilde yararlanamadığını, bu kaynaklara ilişkin faiz gibi finansman giderlerinin dönem kârını büyük ölçüde etkiledğini gösterir.

Öz Kaynakların Amortismanı

Oranı

Öz Kaynakların Amortismanı Oranı ise, işletmenin elde ettiği dönem net kârının özkaynaklara oranını göstermektedir. Burada işletmenin yabancı kaynakları ele alınmamaktadır.

DönemNetKârı100

Öz Kaynakların Amortismanı Oranı =

Özkaynaklar

Öz Kaynakların Amortismanı Oranı, genel olarak işletme sahip ya da ortaklarının işletmeye yatırdıkları sermayenin kârlılığını gösterir. Bu anlamda oran büyüdükçe işletme sahip ya da ortakları böyle bir işletme kurmakla iyi bir yatırım yapmışlardır denilir. Oranın küçük olması ise yapılan yatırımın kârlı olmadığı göstermektedir. Oranın büyüklüğü ise sektörden sektöre değişmektedir. Bazı sektörlerde çok büyük öz kaynaklara ihtiyaç varken, bazılarında küçük bir öz kaynak yeterli olmaktadır. Bu nedenle “işletmeci ne kadarlık bir sermaye geririrse ne kadar bir kâr elde eder?” gibi bir sorunun cevabı bu oranla verilebilir. Bu bağlamda oran aynı zamanda yatırımın kârlı ya da kârsız olduğunu da gösterir. Yine bir başka açıdan bakıldığında bu oran, özkaynakların doğru yatırımlara yapıldığını da göstermektedir. Oran genel piyasa koşullarındaki faiz, borsa endeksi gibi deflatörlerden büyük ise yatırım doğru ve kârlı bir yatırım olarak değerlendirilir.

S A T I ŞL A RI N K Â R L IL IK O R A N L A RI

Satışların Kârlılık Oranları gelir tablosundaki brüt satış kârı, faaliyet kârı, olağan kâr, dönem kârı ve dönem net kârı ile satışlar arasında ilişkiye dayanarak bulunur.

Satışların kârlılık oranları içinde en çok şu oranlar kullanılır;

  • Brüt Kâr Oranı,
  • Faaliyet Kârı Oranı, § Net Kâr Oranı.

Brüt Kâr Oranı

Bu oran brüt satış kârı tutarının, net satışlara oranlanmasıyla hesaplanır ve işletmenin ana faaliyet konuları ile ilgili olarak elde ettiği kârlılık yüzdesini gösterir.

Brüt SK           : Brüt Satış Kârı

NetS     : Net Satışlar

Bu oran işletmenin net satışları ile satışlarının maliyetlerinden etkilendiği için, işletmenin satışlarının karlılığını göstermektedir. Oranın yüksekliği işletmenin kârlılığını gösterir. Ancak bu yüksekliğin sektördeki benzer işletmeler veya geçmiş dönemlerle karşılaştırılması gerekir.

Faaliyet Kârı Oranı

İşletmenin faaliyet kârının net satışlara oranlanmasıyla bulunan Faaliyet Kârı Oranı, Brüt Kâr Oranından farklı olarak, işletmenin faaliyet giderlerini de kapsayan bir orandır.

NetS     : Net Satışlar

Faaliyet Kârı Oranıyla işletmenin faaliyet giderleri karşılandıktan sonra eriştiği kârlılık değerlendirilir. Dolayısıyla işletmenin faaliyet kârı, brüt satış kârından küçük çıkacak, ancak oran olarak büyüyecektir. Oranın yüksek olması işletmenin faaliyet giderlerini etkin bir şeklide kontrol edebildiği ve en az faaliyet giderleriyle kârını ençoklayabildiğini göstermektedir.

Net Kâr Oranı

Net Kâr Oranı, işletmenin dönem net kârının net satışlarına oranlanmasıyla bulunur.

DönemNetKârı100

Cari Oran =

NetS

NetS     : Net Satışlar

Net Kâr Oranı, işletmenin sonuç kârlılığını göstermesi açısından önemlidir. Çünkü bu oranda işletmenin finansman ve diğer giderleri de dikkate alınmaktadır. Bu oranın yüksek çıkması işletmenin net olarak kârlılığını, düşük çıkması ise kârlı olmadığını göstermektedir.

3. 5. Kredi Analizi

Kredi, genelde bir fon sağlama işlemi olarak ele alınır. Bu işlemin tarafları fon talep eden ve fon sağlayan kuruluşlardır. Fon talep eden kuruluşlar, çalışma konuları, büyüklükleri ve türel yapıları çok değişik olan işletmelerdir. Fon sağlayan kuruluşlar ise para ve sermaye piyasalarıdır. Genel ekonomik yapı içerisinde son derece önemli fonksiyonları olan bu iki kesim, kredi talebinin yapılması ve bu talebin değerlendirilerek sonuçlandırılması sırasında çok değişik amaçları göz önünde bulundurmaktadırlar. Kredi talep edenler fon yetersizliğini ortadan kaldırarak işletme faaliyetlerinde devamlılığı sağlamayı, kredi verenler ise öncelikle bu kredinin vadesinde ve belli bir faiz ile geri dönmesini istemektedirler. Bu duruma göre kredi işlemnin temelde belli bir güvene ve teminata dayandırılması gerekmektedir. Bir işletme için güven temin eden unusurlar; kredi talebinde bulunan iletme yönetici ve sahiplerinin iyi niyetleri, yönetim düzeyindeki performansları gibi soyut, işeltmenin kaynak ve kullanım yapısındaki iş araçalrı gibi somut değerlerden oluşur.

Kredi işleminin, özellikle kredi sağlayan kuruluşlar bakımından büyük bir risk taşıdığı söylenebilir. Bunun için konu ile ilgili riski sınırlandırıcı bir yaklaşım içerisinde olmak gerekir. Bunun temini ise büyük ölçüde kredi talep eden işletmelerden gerekli teminatların alınması ile ilgilidir.

Kredi ihtiyacını ortaya çıkan nedneleri standart olarak tarif edemeyiz. Ancak, konunun işletme bazında özsermaye ve dolayısıyla net işletme sermayesi yetersizliği biçiminde ortaya çıktığı söylenebilir. İşletmenin kredi ihtiyacı ekonomik konjoktür hareketleri ile de yakından ilgilidir. Ekonomik konjoktürün gerileme dönemlerinde;

  • Kârlılık azalmakta,
  • Stok devir hızı oranı düşmekte,
  • Alacakların tahsil süresi uzamakta ve
  • Likitide yetersizliği ortaya çıkmaktadır. İşte bu durumda işletmelerin kredi ihtiyaçları ortaya çıkmaktadır.

İşletmenin para ve sermaye piyasalarından sağladıkları fonları;

  • Kısa vadeli krediler,
  • Orta vadeli krediler, § Uzun vadeli krediler

biçiminde üçlü bir gruplamaya tabi tutulabilir. Özellikle kısa vadeli krediler işletmelerin en çok talep ettikleri ve kredi kuruluşlarınında en çok vermek istedikleri türdeki kredilerdendir. Bu nedenle özellikle kısa vadeli kreidler üzerinde duracağız.

Kısa vadeli kredi taleplerinin değerlendirilmesi ve konuya ilişkin olarak gerekli kararların alınmasında kalitatif faktörlerden çok, kantitatif faktörlerden hareket etme zorunluluğu vardır. Bilindiği gibi kısa vadeli kredi analizi ile ilgili kararların alınmasında temel odak likiditedir. Bir başka deyişle kısa vadeli kredi analizi likitide tercihini esas almaktadır. Bu tercihin değerlendirilmesinde ve karar fonksiyonunun aktarılmasındaki en etkili analiz tekniği ise oran analizidir. Oranlar bir işletmenin, çeşitli mali tablolarında yer alan varlık ve kaynak yapısı ile ilgili çokluklar arasındaki karakteristik ilişkiyi gösteren oranlardır. Bu nedenle mali tablolar analizi ile ilgili çalışmalar sırasında kullanılan oranlar, işletmenin yönetimi bakımından her biri bir anlam taşıyan, değerler arasındaki oransal bağlantıları gösterir. Bu yaklaşım içerisinde ele alındığında, oranların, işletme çalışmalarının açık ve hızlı bir biçimde analizine imkan sağlayan anahtarlar olduğu söylenebilir.

Oranlar aracılığıyla yapılan analiz çalışmalarında, genellikle işletme yönetimini çeşitli alanlarda yönlendirebilecek nitelikte karşılaştırmalar yapılmaktadır. Bu karşılaştırma işlemleri birbirini izleyen ve tamamlayan üç aşamada gerçekletirilir;

Bunların ilkinde, aynı işletmeye ilişkin, geçmişe dönük ve geleceğe yönelik oranlar karşılaştırılır. Bu işlemin amacı işletmenin zaman içerisindeki finansal durumu, likitidesi, kârlılığın ve performans konusunda ihtiyaç duyulan bilgilerin üretilmesidir.

İkinci aşamadaki karşılaştırma işlemi, banzer işletmelerin veya işletmenin çalışmalarını sürdürdüğü sektörün tipik oranları veya standart oranları ile yapılır. Ancak, bu işlemin yapılabilmesi için, sektörel standart oranların belirlenmiş olması gerekir.

Son aşamada ise, analize konu edilen işletmenin oranları, genel kabul görmüş değerlerle karşılaştırılarak yorumlama işlemine bağlı tutulur. Ancak bu yorumlar, analiz çalışması ile ilgili ilk yaklaşımlar olarak benimsenmelidir. Çünkü işletmeler arasındaki çeşitli alanlardaki farklılıklar, oran sonuçlarının katı bir anlayış içerisinde yorumlanmasını engellemektedir.


[1] Accounting Principles, Roger H.HERMANSON – James Don EDWARDS –  R. F. SALMANSON, Business Publications, Inc., USA, 1983

Tablo ve Sayıların Düzgün Okuyamıyorsanız PDF İndirmek İçin: Mali Tablolar Analizi

%d blogcu bunu beğendi: